Başlıktan anlaşıldığı üzere yazımızın öznesi kaptan pilot Derya Günaçan bu sefer. Geçen hafta İzmir'den Ankara'ya "otobüs yerine değişiklik olsun bu sefer de uçakla gidelim" diyerek Pegasus havayollarından -kendilerine inat airlines demiyeceğim, yeter bu kadar İngilizce değil mi?- iki kişilik bilet aldık. Daha önce de aynı hatta Anadolu Jet ile uçmuşluğumuz vardı da "bakalım bir de bahaneyle Pegasus'u da görelim ve deneyelim" de dedik. Uçağımız tam zamanında havalandı. Otobüslerin bile hakim olamadıkları zamanlama konusunda bir uçağın bu kadar başarılı olmasını çok takdir ettim. Bilindik anonslar yapıldı falan, pilot adını verdi, hava durumu, yolculukla ilgili genel bilgiler derken az sonra Uşak üzerinden geçerken pilot uçağın sağ tarafından nerenin sol tarafından nerenin göründüğünü söyledi derken az sonra manzara hakkında yorumlar eşliğinde derken çok hoş bir izlenim bıraktı bende. Eşimle aramızda işini seven, kendine güveni olan bir insan olduğu kanaatine vardık. Hatta bir de varacağımız planlanan süreden 10 dakika daha erken varacağımız müjdesini de verdi ya, "tamam!" dedim; "yarın bir şirketim olursa bu adam da o şirkette olacak" diyecek kadar da beğendim kaptanlığını.17 Mayıs 2009 Pazar
Kaptan Pilot Derya Günaçan
Başlıktan anlaşıldığı üzere yazımızın öznesi kaptan pilot Derya Günaçan bu sefer. Geçen hafta İzmir'den Ankara'ya "otobüs yerine değişiklik olsun bu sefer de uçakla gidelim" diyerek Pegasus havayollarından -kendilerine inat airlines demiyeceğim, yeter bu kadar İngilizce değil mi?- iki kişilik bilet aldık. Daha önce de aynı hatta Anadolu Jet ile uçmuşluğumuz vardı da "bakalım bir de bahaneyle Pegasus'u da görelim ve deneyelim" de dedik. Uçağımız tam zamanında havalandı. Otobüslerin bile hakim olamadıkları zamanlama konusunda bir uçağın bu kadar başarılı olmasını çok takdir ettim. Bilindik anonslar yapıldı falan, pilot adını verdi, hava durumu, yolculukla ilgili genel bilgiler derken az sonra Uşak üzerinden geçerken pilot uçağın sağ tarafından nerenin sol tarafından nerenin göründüğünü söyledi derken az sonra manzara hakkında yorumlar eşliğinde derken çok hoş bir izlenim bıraktı bende. Eşimle aramızda işini seven, kendine güveni olan bir insan olduğu kanaatine vardık. Hatta bir de varacağımız planlanan süreden 10 dakika daha erken varacağımız müjdesini de verdi ya, "tamam!" dedim; "yarın bir şirketim olursa bu adam da o şirkette olacak" diyecek kadar da beğendim kaptanlığını.23 Nisan 2009 Perşembe
Yaşasın 23 Nisan
30 Mart 2009 Pazartesi
Bazılarının Siyaset Anlayışı ve Anlatamadıklarım
Türkiye'de yaşamanın -Dünya şartları göz önünde alındığında- ne kadar tuhaf bir durum olduğunu sanıyorum herkes kabul eder. Ben de bu güzel ülkenin vatandaşlarından biri olmanın mutluluğunu ve güzelliğini daha doğrusu tadını çıkarmaya çalışsam da nedense güzelim ülkemin güzelim insanları biraz ayrım yapmaya bu ifadeden de doğrusu biraz insanlar arasında sınıflandırma çabalarına meraklıdır. Nedir bu merak ben de bilemiyorum da, tahminlerim var elbette. En başta cehalet olsa gerek, sonra o bitmez tükenmez nefs -genç kuşağın ya da bilimin deyimiyle- ego, daha sonra da aptallık. Evet her yerde olduğu gibi çevremizde de aptallar olduğunu görürüz de, neden ve nasıl bu kadar çok olduklarına şaşırmadığımız için bizler de aptal sayılır mıyız ki? Neyse bu soruda benden insanoğluna armağan olsun.
Gelelim meselenin özüne, asıl söylemek istediklerime. Şu aralar seçim gündemde malumunuz, açılan her konu bir vesileyle seçimlere bağlanıyor ve insanlar görüş alışverişinde, yorumlarda, değerlendirmelerde bulunuyorlar. Bu elbette insanların en doğal hakları, isteyen istediği adayı destekler, desteklemez. Yakın çevremde her türlü görüşe sahip insan bulunur; sırf düşünceleri nedeniyle hiçbirini ayırmam, dışlamam ve buna cüretim de yoktur ve haddime de değildir. Ben kimim ki? Benimle aynı fikre sahip olup kavgalı olduğum ve zıt fikre sahip olup da can ciğer olduğum insanlarla yaşıyorum. Şimdi buradan itibaren yazı iki ana düşünceyi anlatmaya çalışacak, çok kolay ama insanların anla-ya-madıkları bir mesele bu.
Birincisi, ben babamla aynı fikri taşımak, aynı partiye oy atmak, aynı futbol takımını tutmak -örnekleri çoğaltabiliriz- zorunda değilim; değilim de bu kadar basit bir düşünceyi insanlar anlayamıyorlar. Zaten çok da uyumlu bir baba oğul değildik belki ama gene de bu dediklerim doğru anlaşılması zor olmayacak bir düşünce gibi geliyor bana. Babam başka bir insan, ben başka... iki farklı insan, iki farklı DNA, iki farklı beyin. Yukarıda cehaletten dem vurdum ama bu dediğimi anlayamayan salaklar yüksek öğrenim görmüş... hatta biri doktora yapmış bir insan oğlu. Salakları da severim ama, salak dedim diye sevmediğimi zannetmeyin bu şahsı. Her türlü düşüncenin yanısıra değişik yapıdaki insanları da severim, ayırt etmem ve salaklar da bunlardan biridir. Çok salaklı oldu bu paragraf da be! Olursa olsun ya, bu kadar çok salağın arasında bu kadar salak kelimesi geçmesi doğal değil mi? İnsanlar babalarıyla aynı da düşünebilirler ha, o zaten çok sık rastlanan bir örnek belki ama ben ya da bir başkası öyle olmak zorunda değil ki. Bizim burada zorunda arkadaş. Baban solcuysa sen de solcusun, sağcıysa sağcı... illa bir insana bir kulp takarız. Hay al o kulpu sen uygun bir yerine tak e mi? Nedir bu kadar kategorize etmek insanları ya?
İkinci meseleye gelelim: Sırf düşünce nedeniyle insanlar arasında ayrı gayrı gözetmiyorsanız gene size bir kulp takılır ki o da şudur: ne mal olduğunuz belli değildir. İlla bir mal olmak zorundasınız bu memlekette, bir mal değilseniz gene itibar göremezsiniz, sevilmezsiniz. Muhakkak bir çevreye ait olmak zorundasınız, öyle bir sağda bir solda çay içersen senin hakkında “ne idüğü belli değil” denir, hatta belki casus bile derler ha. Üniversitede iddia etmişlermiş de, bunu çok sonra öğreniyorum da epey şaşırmıştım. Bir grup da polis olduğumu iddia etmişti, ama onlar mert insanlardı ki gelip yüzüme söylediler düşüncelerini. Cevaplarımla ikna olup olmadıklarını bilemem de dürüstlük sanki üniversitede kaldı, oradan sonra benim yanıma bir daha uğramadı. Bu iş hayatına atılınca dünyanın kaç bucak olduğunu göreceğimi söyleyip dururlardı da, bu kadar tıngırdık insan olduğunu söylemezlerdi.
Onun için siz siz olun babanızın izini takip edin, doğru yanlış ayırt etmeyin de otlayın... şimdi bu ifadeden babanızın sözünü dinlemeyin anlamını çıkaran olursa da adam değildir o kadar söyleyeyim. Sonra da sadece sizinle aynı fikirdeki insanlarla düşüp kalkın yoksa altından kalkamazsınız.
Burada çokça hakaret içeren kelime kullanmak zorunda kaldığımın farkındayım ama kusura bakmayın, bu düşüncelerimi anlatabilen başka kelime bulamadım. Her ne kadar amacım kimseyi kırmak üzmek değilse de, sürç-i lisan ettiysek affola.
Hey koca Atatürk, bu memleket insanı sen cumhuriyeti ilan ederken de böyle miydi?
26 Mart 2009 Perşembe
Küresel Isınmacılar
15 Mart 2009 Pazar
Başbakan Olursam Kadınlara Dair Bir Projem Var
09 Mart 2009 Pazartesi
Mevlid Kandilinizi Kutluyorum
02 Mart 2009 Pazartesi
Saçınızla Başınız Dertteyse
